Orda bir köy var, uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da,
O köy bizim köyümüzdür.
Orda bir ev var, uzakta,
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da,
O ev bizim evimizdir.
Bu şiiri, bu şarkıyı söylemeden ilkokuldan mezun olmuş, diploma almış biri çıkar mı acep aramızdan? Çıkmaz herhalde, değil mi?
Gerçekten böyle bir köy var mıdır? Yeryüzünde midir bu köy, gökyüzünde mi? Bu dünyada mıdır, öte dünyada mı? Bilinmez.
Şair Ahmet Kutsi Tecer’in belki de en çok bilinen/ezberlenen bu şiirinin yazılış hikâyesini kaç kişi bilir aramızda? Bilmez. Bilemez.
Ben biliyorum artık. Anlatayım efendim:
“MERHABA EFENDİM. BEN TÜRKÜ DERLEMEYE GELDİM”
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, sene ben diyeyim 1965, siz deyin 1966; kıyısından nehir geçen bir ovada kurulu, kirazlar ayvalar elmalar arasında cennet gibi bir ilçenin ilköğretim müdürü, odasında dosyalara gömülmüş çalışırken, içeriye uzunca boylu, temiz yüzlü, 65 yaşlarında biri girer. Kravatlı düzgün giyimli biridir gelen.
Hoş beş. Çaylar içilirken:
– Ben TRT’den geliyorum. Türkü derlemecisi Muzaffer Sarısözen ile ilçenizin zeybeğini derlemeye geldik; kaymakam bey beni size gönderdi, der.
Müdür bey, ilçede bu işlerin kompedanı Mehmet Hırka’yı arar, hemen bir ekip toparlanır, zeybek oynanır, türkü de derlenir.
İşlem de görev de tamamdır.

“BENİ ÇOCUKLUĞUMUN GEÇTİĞİ, ÇOK UZAKLARDAKİ KÖYE GÖTÜREBİLİR MİSİN MÜDÜR BEY?”
Derleme biter bitmesine de.
Uzunca boylu, temiz yüzlü bey, bir şey daha ister, ilçenin ilköğretim müdüründen:
– Benim çocukluğum bu ilçenin bir köyünde geçti. Ta uzakta, çok uzaklarda bir köyde. Sarıgazi Köyü’nde. Elli beş sene öncesinde. Hatta bir şiir de yazdım, o köyle ilgili. Belki bilirsiniz; Orda bir köy var uzakta / Gitmesek de görmesek de / O köy bizim köyümüzdür.
Şaşırma sırası ilköğretim müdüründedir. Elbette şiiri de şarkıyı da çok iyi bilmektedir. Kaç sene okuttuğu çocuklara bu şarkıyı söyletmiştir, koro halinde.
Karşısında ünlü bir şairin olduğunu fark eder, kalkar sarılır:
– Ahmet Kutsi Bey! Çok mutlu oldum. Sizi tanımak ne büyük şeref benim için.
Evet, derlemeci şairin adı Ahmet Kutsi Tecer’dir. İlköğretim Müdürünün adı da İlhan Baykal. Olay Sakarya’ya bağlı Geyve ilçesinde geçmiştir.
LÜLEBURGAZ KAYMAKAMI, AİLESİNİ GÜVENLİ BÖLGE GÖRDÜĞÜ GEYVE SARIGAZİ’YE YERLEŞTİRİYOR
– Çocukluk arkadaşlarımı çok özledim. Beni o köye götürür müsün lütfen?
İşin aslı şudur. Ahmet Kutsi Bey, aslen Erzincan Eğinlidir. Babası, o zamanlar Osmanlı toprağı olan Kudüs’te kaymakamdır. Ahmet Bey, 1901’de orada doğar. Babası mübarek belde Kudüs’e atfen adını Ahmet Kutsi koymuştur. Kudüslü Ahmet manasına gelmektedir.
Babası Lüleburgaz Kaymakamıdır artık. Sene 1912. Balkan Harbi hengamesi. Balkanlar fokur fokur kaynamaktadır. Trakya’da da huzur kalmamıştır. I. Cihan Harbi de ha başladı ha başlayacak.
Lüleburgaz Kaymakamı, o zaman Kocaeli’ye bağlı ilçe olan Geyve Kaymakamı ile dosttur. Ailesi için endişelidir. Onun tavsiyesi ile ailesini güvenli bölge olan Geyve’ye nakleder. Ancak Geyve ovadadır ve zaman zaman -o dönemde önemli bir sorun teşkil eden- sıtma hastalığına rastlanmaktadır. Tavsiye üzerine yüksekçe, sıtmanın uğramadığı Sarıgazi Köyü’nden bir ev kiralanır.
Lüleburgaz Kaymakamı, babası, eşi ve dört çocuğunu bu köye yerleştirir.
Çocuklar iki kilometre mesafedeki Geyve İlkokuluna gelir giderler. Kâh eşek tepesinde kâh yürüye yürüye. Ve tabii köyün tüm çocuklarıyla. On-on bir yaşlarındaki küçük Ahmet Kutsi de bu çocuklar arasındadır. (Not: Üç beş sene sonra, savaş sona erince, Lüleburgaz Kaymakamı, ailesini yanına alacaktır.)
Ve çocuk muhayyilesiyle bu iki kilometre mesafe ona çoook uzak gelmektedir.
“AHMEEETTT!” DEYİP MİSAFİRİN BOYNUNA SARILIRLAR, GÖZYAŞLARI İÇİNDE
Geyve Kaymakamının tahsis ettiği Jeep ile o günün şartlarında toz toprak yarım saate kalmaz, Sarıgazi Kahvehanesine girilir. Selam verip oturulur.
Yeni gelen biri 65’inde diğeri 30’unda iki kravatlı adama hoş geldin derse de herkes, kimse tanıyamaz orta yaşlı misafiri.
Ahmet Kutsi Bey sorar: Okçuların Arif sağ mı? Bir ayağa kalkar, benim, der. Aydınların İsmail sağ mı? Köşeden biri daha ayağa kalkar, benim, der. Deligadirlerin Fahri sağ mı? Biri daha ayağa kalkar, benim, der.
– Bana bir bakın bakalım, ben kimim?
Üçü de dikkatle süzerler. Sonra da Ahmeeeettt diye bağırarak misafirin boynuna sarılırlar, gözyaşları arasında. Ortalık bayram yerine döner. Zira gelen elli beş sene öncesinin ilkokul arkadaşları Ahmet’tir. Yani Ahmet Kutsi Tecer.
AHMET KUTSİ TECER: BU KÖYDE GEÇEN ÇOCUKLUĞUMU DÜŞLEYEREK YAZDIM O ÜNLÜ ŞİİRİ
Herkesin şaşkın ve mutlu bakışları arasında misafir söz alır: Sevgili arkadaşlarım, çocukluğumun en güzel yıllarının geçtiği Sarıgazi’yi ve sizleri unutmadım. Hatta bir şiir de yazdım, eşek tepesinde gidip geldiğimiz günleri düşleyerek: Orda bir köy var uzakta / Gitmesek de görmesek de / O köy bizim köyümüzdür, diye, der.
Misafirperverdir Anadolu insanı. Bırakmak istemezler. Tavuklar kesilir, cizlemeler gözlemeler pişirilir, ayvanın elmanın en hası getirilir. Uğut tatlısı, köpük helvalar sofraya konur.
Yarım asrı aşan hasret içerisinde, küllenmiş anıların üzeri üfleyip korlanarak; tadına doyumsuz yenilir içilir konuşulur. Ünlü şair uğurlanırken de,
– Beni sizinle buluşturan Tanrıya şükrediyorum. Beni buraya getirip çocukluk arkadaşlarımla görüştüren Geyve İlköğretim Müdürü İlhan Baykal’a da çok çok teşekkür ediyorum. Bir daha gelememek, görüşememek var. Kalın sağlıcakla, der, öyle ayrılır.
Ahmet Kutsi Bey, o günlerde İstanbul Konservatuarı Müdürüdür. Kayda aldığı Geyve Zeybeğini de plak halinde yayımlar ve Geyve’deki resmi görevlilere ve müzikle ilgilenenlere ulaştırır.
Bu buluşmadan, çok değil, yedi sekiz ay sonra da gazetelerde ‘Orda Bir Köy Var Uzakta’nın Şairi, Ahmet Kutsi Tecer Vefat Etti; Türk Edebiyatı’nın Başı Sağ olsun’ haberleri yayımlanır.

İLHAN BAYKAL’DAN DİNLEDİK BİZ DE OLAN BİTENLERİ
Ey okur; bütün bunları ben nereden biliyorum, sence?
E deyivereyim, efendim.
Geyvehaber.com’un sahibi/genel yayın yönetmeni Yusuf Kılıç kardeşim bir gün beni arar. Buluşuruz. 25 Temmuz 2014. Olayı anlatır.
Geyve’yi ziyaret eden 82 yaşındaki emekli öğretmen / idareci İlhan Baykal’ın anlattıklarından söz eder. Ahmet Kutsi Tecer’in ziyaretinin anısına çektirdikleri fotoğrafı da bırakmıştır İlhan Hoca. İlhan hoca, İstanbul Kadıköy’de oturmaktadır.
Merak ve sevgiyle hemen telefon açarız İlhan Müdüre. Hocamız 1955-69 yılları arasında Geyve’de İlköğretim Müdürü olarak görev yaptığını söyleyerek, olan biteni bir de bana anlatacaktır.
Olay aynıyla vakidir. Anlatılanlar, yukarıda olduğu gibidir.
Bu vesile ile bir şiiri / bir dönemi aydınlatan İlhan Baykal Hocamıza ve onu bizimle buluşturan Yusuf Kılıç’a şükranlarımızı sunuyoruz. Kalsınlar sağlıcakla.
Ey okur, sen de kalasın be sağlıcakla.
Şiirini şarkının masalı da burada bitivermiş.
Fahri Tuna
- GÜRAY SÜNGÜ; KARDEŞLİĞİN DE ROMANINI YAZAN ADAM - 03.04.2025
- MUSTAFA ÖZÇELİK; GÜNYÜZÜ’NÜ GÖRÜP BİZLERE GÖSTEREN ŞAİR - 01.02.2025
- MÜŞTEHİR KARAKAYA; HAZAN KARDELEN’İNDE BİR BEYAZ GEMİ’DİR O - 04.01.2025
- İSMET YEDİKARDEŞ; ALLAH ŞAHİTTİR Kİ, EŞİ UĞRUNA FABRİKA KURAN RESSAM - 01.12.2024
- SADIK YALSIZUÇANLAR; MÜTEBESSİM, MÜTEKÂMİL, MÜTEVAZI HÂTIRALAR - 01.11.2024
- TÜRK TİYATROSUNUN YAŞAYAN EFSANESİ ZİHNİ GÖKTAY İLE HÂTIRALARIMIZ - 01.10.2024
- GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TARAKLI - 05.09.2024
- EDEBİYAT HÂTIRALARI – 5 /FAHRİ TUNA - 01.09.2024
- BİR SEVGİ MÜCAHİDİ ÇİZER OSMAN SUROĞLU’YLA GÜNEŞ GÖRMEMİŞ HÂTIRALARIMIZ - 02.08.2024
- ÂH ÜMİT MERİÇ ABLA, NE ZAMAN GİDECEĞİZ DEDE TOPRAĞINIZ DİMETOKA’YA? - 30.06.2024
- HAMDİ ÖZARUTAN, NAMIDİĞER ORGANİZATÖR HAMDİ - 01.06.2024
- EDEBİYAT HÂTIRALARI – 4 / FAHRİ TUNA - 06.05.2024
- “ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA”DAKİ KÖY, GEYVE SARIGAZİ KÖYÜ’YMÜŞ MEĞER - 31.03.2024
- FAİK BAYSAL’IN “TANIMAM, BİR KEZ BİLE GÖRMEDİM YÜZÜNÜ” DİZESİNİN HAZİN ÖYKÜSÜ - 03.03.2024
- İMGELER KRALİÇESİ YAZAR MEHTAP ALTAN’DAN NEŞELİ HÂTIRALAR - 24.01.2024
