132 SAYILIK IRMAK EDEBİYAT DERGİSİ HÂTIRALARI

Edebiyatın Nabzı Dergilerde Atar

‘Dergiler, hür tefekkürün kalesi’ diyen üstad Cemil Meriç ne kadar haklı.
Edebiyatın nabzının dergilerde attığı bir o kadar gerçek.

Dergiler de bir nevi muhabbet meclislerindendir. Hem de en katmerlisinden.
Irmak Dergisi, aylık olarak, Adapazarı’ndan, 17 Ocak 2001 – 31 Aralık 2011 tarihleri arasında, 132 sayı çıkmış bir edebiyat dergisi. Sahibi ve Yazı İşleri Yılmaz Güney, genel yayın yönetmeni Fahri Tuna olan bu edebiyat kurumunun, on bir sene süren yayın kurulu toplantılarından geriye ne lezzetli hâtıralar kalmış olabilir mi?

Olabilir.

Buyurun, okuyalım.

***

Var mısınız, bir edebiyat dergisi çıkartmaya?

Her şey bir bahar akşamı Keremali Dağları’nın eteklerinde bir jüri toplantısı sonrasında başladı.

1999 Mart ayıydı. Adapazarı Belediyesi Kültür Müdürlüğü, Osmanlı Devletinin 700. Kuruluş Yıldönümü anısına, ödüllü şiir hikâye ve deneme yarışması düzenlemişti.

Seçici kurul üyeleri, yorucu bir çalışma sonucu, yüzlerce eser arasından, her üç dalda da ödül alan eserleri belirlemiş, jüri tutanakları imzalanmıştı.

Yorgunluk çayları içiliyordu.

Adapazarı Belediyesi Kültür Müdürü Fahri Tuna, açık çayından bir yudum daha aldı ve sordu:
Arkadaşlar, var mısınız Adapazarı’nda bir kültür-sanat dergisi çıkartmaya, sesimizi Türkiye geneline duyurmaya?

Şairler Mustafa Emircan, Mustafa Turan, Ömer Emecan ve Şevki Atik, hep bir ağızdan;
varız, hem de sonuna kadar, dediler.

Şair- bilim adamı Yılmaz Güney, her zaman ki ihtiyatlılığıyla:
Durun arkadaşlar, acele etmeyelim, dedi.

***

2000 Kasımında ‘Vira Bismillah’

Araya 17 Ağustos 1999 Depremi girdi. Hayat durdu.

Bir sene süreyle sanat edebiyat dergi konuşulamadı.

2000 Yılı sonbaharında, dünya tekrar dönmeye başladı, edebiyat tekrar hayatımıza girer gibi oldu.

Derginin adı Irmak, Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Yılmaz Güney

Dergi oluşumun başı, doğal lideri Yılmaz Güney, çeyrek asırdır tanıdığı öğrencisi, dostu, kardeşi Fahri Tuna’ya, 2000 yılı Kasım ayında,

Derginin hazırlıklarına başlayabiliriz, iznini verdi.

İlk sayısı, 2001 yılı Ocak ayında yayımlamak üzere, gerekli hazırlıklara başlandı.

Yılmaz Güney, Fahri Tuna, Mustafa Emircan, Mustafa Turan ve Osman Suroğlu’ndan oluşan kurucu kadroya, Mustafa Turan’ın önerisiyle şair Necati Cerrah, Fahri Tuna’nın önerisiyle genç kuşağın temsilcisi Atakan Çelik katıldı.

“Vira bismillah” denilerek hummalı bir faaliyet başladı.

Derginin misyonu ne olacaktı?

Sakarya’daki kültür-sanatı ülke geneline duyurmak, olarak belirlendi.
Bir hami gerekiyordu; o da bulundu: Dergi, Levent Bayrı’nın Yaşayan Sakarya’sının aylık kültür-sanat eki statüsüyle çıkacaktı.

Peki derginin adı ne olacaktı? Beyin fırtınası yöntemi uygulandı; yüz kadar isim ortaya çıktı, elene elene geriye iki isim kaldı: Fahri Tuna’nın önerisi Ihlamur ve Mustafa Emircan’ın önerisi Irmak… Altı evet, bir çekimser oyla Irmak’ta karar kılındı.

04 Ocak 2001, Irmak’ın Çatısı Çatılıyor

Tozlu Camii’nin doğu yönünde bir mekân, Ressam Metin Aşoğlu ile karikatürist Osman Suroğlu’nun birlikte sanat faaliyeti sürdürdükleri Simetri Sanatevi’nde 4 Ocak 2001 günü, Yılmaz Güney’in başkanlığı, Fahri Tuna’nın sekreteryalığında toplanıldı.

Osman Suroğlu’nun sanat yönetmenliği Fahri Tuna’nın editörlüğünde hazırlanan ilk sayının taslağı üzerinde çalışıldı. Son şekli verildi. Artık Irmak basıya gidebilirdi.

Daha önce Çaba, Değişme ve Gelişme Dergilerinin yönetiminde bulunan, mevcut kurucu kadronun hepsinin büyüğü, herkesin çok sevdiği ve saygı duyduğu Şair- Fizik doktoru Yılmaz Güney, Fahri Tuna’nın önerisi, tüm kadronun oybirliği kararıyla, Irmak Derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olacaktı.

Derginin çıkışı/basın toplantısı için tarih arandı: 17 Ocak 2001 Çarşamba. Yer ASM Sergi Salonu.

Tevazuu dillere destan Yılmaz Güney, o saatte dersim var gerekçesiyle, basın toplantısından kaçacak, vekâleti Fahri Tuna’ya verecekti.

ASM Sergi Salonundaki basın toplantısıyla Irmak, kamuoyuna merhaba diyecek, tam 132 ay – on bir yıl sürecek serüven böylece gün ışığına çıkacaktı.

Kamuoyuna geniş şekilde duyuru içinse, Sakarya’nın medar-i iftiharı fotoğraf sanatçısı Hüsnü Gürsel’in 19 Ocak 2001 Cuma günü gerçekleşen “50’inci Sanat Yılında Hüsnü Gürsel” gecesi seçildi.

Şehir şovenizmine kaçmadan ama Sakaryalılık bilinci‘yle, mütevazı, sade ve iddiasız olmayı ilke edinen Irmak, yol almaya başlamıştı.

Aylık düzenli 132 sayı / on bir yıl yayımlanan Irmak Dergisinde,
Yılmaz Güney dengeyi,
Fahri Tuna sürekliliği,
Osman Suroğlu estetiği,
Mustafa Emircan huzuru,
Mustafa Turan morali,
Atakan Çelik sempatiyi,
Yusuf Mısırlıoğlu fıkrayı,
Hasan Sağlam seyahati,
İffet Hacıeyüpoğlu iddiayı,
Sedat Akçakoyunluoğlu kaliteyi,
Müjgân Zaman iletişimi,
Nursel Camcı koşturmayı,
Rüstem Budak güler yüzlü muhalefeti,
Mustafa Özgül duruluğu,
Rasim Soylu soylu espriyi,
Mustafa Erdoğan şiire antipatiyi,
Fatih Gürsel fotoğrafı,
Abdurrahman İskender parasız baskıyı,
İsmail Tekdal dağıtımı temsil ettiler, sayılar boyunca.

Hisse Senetleri Gönül Borsasına Kote Ettirilen Dergi: Irmak

Derginin hisse senetleri de borsaya kote ettirilmişti üstelik, açık artırma yoluyla alıcı bulmuştu; sadece borsanın adı biraz değişikti: Gönül borsası. Senetlerin üzerinde kim dergiye ne kadar sahip çıkarsa, o oranda hisse sahibidir yazmaktaydı zira.

Irmak, bir grup serdengeçtinin yüz otuz iki sayıdır yazdığı /yayımladığı mütevazı bir edebiyat destanıydı. Bütün dünyayı kasıp kavuran global kültüre karşı açılan yerel bir şemsiyeydi Irmak.

Irmak bir çılgınlık serüveniydi aslında; lugattaki tam manasıyla çılgınlık; zira bir kuruş geliri olmayan bir derginin 32 sayfa 132 ay – on bir sene – düzenli çıkabilmesi nasıl bir izah edilebilir ki… Bunun bir tek açıklaması olabilirdi: Tarih boyunca sonucu, paranın değil samimiyetin belirlediğinin bir başka örneğiydi aslında bu serüven.

132 Sayı İle Anadolu İkinciliği

Bütün durgunluğuna ve uzaklığına karşın, derginin banisi ve hamisi Yılmaz Güney’in arada bir,

Bu dergiyi daha kapatmadınız mı? sorusu, aksülamel etkisi yaparak bir türlü kapanamayış iksiriydi.

Anadolu’da bir edebiyat dergisi, yüz otuz iki sayı çıkabilir mi? Bu sorunun cevabı “evet”dir ve bu başarı Sakarya’nındır.

Peki bu bir Anadolu şampiyonluğu mudur? Hayır. Kayseri’de çıkan Erciyes, çoktan 380’leri aşmıştır ya, Irmak’ın tesellisi, 100’e ulaşıp “the end” diyen Konya’nın Çalı’sının önünde ikincilik ipini göğüslemiş olmasıdır.

Irmak’ın lugattaki karşılığı – eskilerin tabiriyle tefekkür ve tevekkül’dür. Yeni dilde söylersek; sessiz ve derinden akan alçakgönüllü bir edebiyat serüveni. Bir avuç serdengeçtinin çıkarttığı üstelik.

Irmak Dergisi Anekdotları

“Daha bu dergiyi kapatmadınız mı?” (Yılmaz Güney)

“Irmak kimindir? Kim ne kadar sahiplenirse, o kadar onundur.” (Fahri Tuna)

“Dört dörtlük şiir dört dörtlüktür. Dört dörtlük deneme de bir sayfa. Fazlasını dergiye koymam, herkes bilsin.” (Fahri Tuna)

“Yılmaz Güney Hocamızdan aldığım yetki ve cesaretle yayın kurulu toplantısını açıyorum arkadaşlar.” (Fahri Tuna)

“Irmak’ın hakkını veremiyorum arkadaşlar, bana hakkınızı helâl edin!” (Osman Suroğlu)

“Bu sayı da yine mükemmel olmuş arkadaşlar, şiirler muhteşem, çizgiler harika.” (Mustafa Turan)

“Sayın Fahri Tuna, Irmak 132 sayı daha devam etse diyorum ben, gerçi aylardır benim katkım yok ama…” (İffet Hacıeyüpoğlu)

“Bir gün Fahri Abiyle karşılaştım, sen sinema yazacaksın dedi, o gün ömrümde ilk defa sinemaya gittim, o gün bugün sinema yazıyorum.” (Rasim Soylu)

“Biz bu şehri Irmak’tan tanıdık, Irmak’tan bildik, Irmak’tan sevdik.” (Rüstem Budak)

“Derginiz yeşil ırmak doğrusu” (Erdal Er), “Hayır mavi ırmak” (Fahri Tuna),

“Erdal, Kızılırmak olsun, kızıl aksın istiyor galiba.” (Hüsnü Gürsel)

“Bu dergide çok şiir yayımlanıyor; denemeyle başlasak denemeyle devam etsek; bir denesek diyorum” (Mustafa Erdoğan)

“Fahri Tuna, yeter be kardeşim, sana gezi yazısı göndereceğim diye gidecek ülke kalmadı.” (Hasan Sağlam).

“Şu sansürcübaşından (Fahri Tuna‘dan) Irmak’ı bir kurtarabilsek… Tamam, yöneticinin bir yüzü sert olacak da, bizim sansürcübaşının iki yüzü de gülmüyor yahu.” (Âşık Çepni – Yusuf Mısırlıoğlu)

“Irmak yayına devam edecek arkadaşlar. Çıkacak diyorsam çıkacak”. (Abdurrahman İskender)

“Abdurrahman Abiye katılıyorum; ölümüne katılıyorum hem de.” (İsmail Tekdal)

Fahri Tuna

 


Irmak Dergisi yayını amacıyla ilk toplantı. (Soldan:) Atakan Çelik (şair, Mustafa Emircan (şair), Yılmaz Güney (şair), Fahri Tuna (yazar), Osman Suroğlu (çizer), Necati Cerrah (şair), Mustafa Turan (şair-yazar). 4 Ocak 2001, Simetri Sanatevi, Adapazarı.

 


Irmak Dergisi basın toplantısı. Soldan: Mustafa Emircan, Osman Suroğlu, Mustafa Turan, Atakan Çelik, Fahri Tuna, Necati Cerrah ve Levent Bayrı. Adapazarı ASM, 17 Ocak 2001.

 


Irmak Dergisi 1. sayısı, Ocak, 2001.

 


Irmak Dergisi 120. sayısı, Aralık, 2010.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir