ŞÜPHE

Yatağımdan kalktım; huzursuzum. Bir sağa, bir sola bilinçsizce yürüdüğümü fark ettim. Ne oluyor bana, nedir bu durumum?

Yüreğimi eline geçiren korkunç bir şüphenin esaretindeyim. Bilmediğim bir mekândayım âdeta, daha önce bu saatte hiç kalkmamıştım. Neredeyse öğle olacak.

Dün çok hareketli bir gündü. Yorgunluktan uyuyakalmışım. Ben hep erken kalkarım. Namazımı kılar, güneşin doğuşunu seyrederim. Bu arada çayımı demler, sonra kahvaltımı hazırlarım. Hoş, bu sabah kahvaltı benim işim değil, misafirlikteyim. Ev sahibi de benim gibi erkenci değil. Durum böyle olunca kahvaltım kontrolümün dışında. Çok acıktım ama açlıktan çok, şüphe kemiriyor içimi. Acaba kalktı mı evin ahalisi? Kahvaltım hazır edildi mi? Çayın kokusunu duyamıyorum. Tıkırtılar da yok sanki. Nerede çatal bıçak sesleri, tabakların masaya dizilişi… Belki uyuduğumu düşündüğünden, ev sahibinin sessizdir hazırlığı.

Her şeye rağmen sabah güneşi heyecan verici. Kuşların ötüşü, günün bana gülüşü, bir de güzel bir kahvaltı düşüncesi… Günün en önemli evresi; güzel bir kahvaltıdır. Ve çayın demliğe kurulup dem alışı… Tam kıvamına gelince tavşankanı çay, asaletle bardağa süzülerek akar. Bardak da çok önemli! Bak şimdi içime düştü yine korkunç bir şüphe. Ya bardak ince belli ve zarif değilse? Olmaz, olamaz! Asil bir çaya, kaba bardak asla yakışmaz. Zarif bir bardağa da demsiz çay olmaz. Çay zevki bu birlikteliğin eseri değil midir zaten?

Öncelikle suyun üzerine demliğin yerleşmesi… Demlikle çayın, çayla suyun dostluğu… Demlenen çayla zamanın birlikteliği… Bu birliktelikle, zarif bardağa dökülen tavşankanı kıvamında, ağzı yakmayan bir sıcaklıkta ve dumanı tüterken, bir yudumla koklanarak içilişi… Yani böyle beklentilerim olunca, hazırlayanlardan şüphe etmekte haksız değilim ki.

Derin bir nefes aldım. Hazırım dışarı çıkmaya. Heyecanla kapıyı açmaya… Kalbim küt küt atıyor sanki ağzımda. Şüphe daha çok kemiriyor içimi şu anda. Sessizce açtım kapıyı, sinsice ilerliyorum masaya. Sıcacık bir “Günaydın” içimi ısıtırken, bu güzel sesle şüphelerim hafiflemeye başlıyor. Masaya ulaşınca da gözüm gönlüm şenleniyor. Biraz daha dağılıyor şüphe bulutları. Son bir adım kaldı; o da çayın yudumlanışı. Çaktırmadan heyecanla bekliyorum. Ben bu zevki yaşamak istiyorum. Bardaklar şık bir tepside arzı-ı endam ediyor. Tam istediğim gibi zarif, ince belli. Bir de çayı görsem, şu nefis kahvaltıya başlasam.

İşte çayın koyuluş vakti… Demi tam kıvamda, asaletle önüme geldi. Kokluyorum mis gibi… Ve bir yudumla dorukta yaşadım çay zevkini. Boşuna şüphe etmişim sabahtan beri. Ev sahibi kocaman bir tebriği hak etti. Ellerine sağlık, teşekkür ederim. Şükranla önünde eğilirim. Ben seni ziyarete hep gelirim ama mutlaka evime de beklerim.

Zevkimiz bir, keyfimiz daim olsun.

Zehra Burçak

Zehra Burçak

3 Yorum “ ŞÜPHE”

  1. Yazınıza bayıldım siz anlatırken snki bende sizinle birlikte oradaydım😊sağlıkla bol güneşin doğuşunu kucaklayıp bol muhabbetli sıcacık çaylarınız olsun💕

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir